Muacceliyet, bir borcun vadesinin gelmesi ve alacaklı tarafından talep edilebilir hale gelmesi durumunu ifade eden teknik bir hukuk terimidir. Bir borç ilişkisi doğduğunda borç genellikle hemen ödenmez; taraflar ileri bir tarih belirler (vade). Vade gelene kadar borç “müeccel” (ertelenmiş) durumdadır ve alacaklı bu süreçte borcu isteyemez, dava açamaz veya icra takibi yapamaz. Ancak vade tarihi geldiği an borç “muaccel” olur ve hukuki mekanizma alacaklı lehine işlemeye başlar.
Muacceliyet kavramı, özellikle temerrüt (direnme) ve faiz başlangıcı açısından hayati öneme sahiptir. Borç muaccel olmadan borçlu temerrüde düşürülemez ve dolayısıyla temerrüt faizi işletilemez. Ticari sözleşmelerde veya banka kredilerinde sıkça görülen “Muacceliyet Kaydı”, borçlunun taksitlerden birini veya birkaçını aksatması halinde, geriye kalan tüm borcun otomatik olarak vadesinin gelmiş sayılacağını ve toplu olarak istenebileceğini düzenler. Bu, alacaklı için büyük bir güvence, borçlu için ise ciddi bir risktir.
İcra hukukunda bir takibin başlatılabilmesi için kural olarak alacağın muaccel olması şarttır. Henüz vadesi gelmemiş bir senet veya fatura için icra takibi yapılamaz; yapılırsa borçlunun şikayeti üzerine takip iptal edilir. Ancak bazı istisnai hallerde (örneğin borçlunun iflas etmesi veya kaçma ihtimalinin bulunması gibi), alacaklı vadenin gelmesini beklemeden ihtiyati haciz yoluyla borcun güvence altına alınmasını isteyebilir. Bu yönüyle muacceliyet, hukuki aksiyonun “başlama düdüğü” niteliğindedir.
