Kamu alacağı, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin kamu hizmetlerini yürütebilmek için egemenlik gücüne dayanarak talep ettiği; vergi, resim, harç, ceza mahkemesi masrafları, adli para cezaları ve SGK primleri gibi alacakları kapsayan geniş bir kavramdır. Özel hukuktan doğan alacaklardan (ticari borçlar gibi) farklı olarak, bu alacaklar 6183 sayılı “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun” hükümlerine tabidir. Devlet, bu alacakları tahsil etmek için mahkemeye gitmek veya icra dairesine başvurmak zorunda kalmaz; kendi tahsil dairesi aracılığıyla doğrudan haciz ve satış işlemi yapma yetkisine (cebri icra gücüne) sahiptir.
Konkordato ve iflas süreçlerinde kamu alacaklarının statüsü oldukça hassastır. Konkordato sürecinde, kamu alacakları için “tenzilat” (indirim) yapılması kanunen mümkün değildir. Yani bir şirket konkordato ilan etse bile, devlete olan borçlarını (vergi ve SGK asıllarını) tam olarak ödemek zorundadır; bu borçlar oylamaya tabi tutulamaz. Ancak, 6183 sayılı kanun çerçevesinde taksitlendirme veya tecil faizi ile yapılandırma imkanları saklıdır.
İflas halinde ise kamu alacakları “imtiyazlı alacak” statüsündedir ve sıra cetvelinde öncelikli konumdadır. Rehinli alacaklar ödendikten sonra, kamu alacakları (özellikle gümrük vergileri ve eşyadan kaynaklı vergiler gibi belirli türler hariç olmak üzere) işçi alacakları ile birlikte öncelikli olarak tahsil edilir. Ticari hayatta bir şirketin borca batıklık durumu hesaplanırken, genellikle gözden kaçan veya ötelenen kamu alacakları, sürecin en katı ve müzakereye kapalı kalemlerini oluşturur.
