Rehinli alacaklılar, alacaklarını bir taşınır (menkul rehni) veya taşınmaz (ipotek) mal ile güvence altına almış olan, bu sayede diğer alacaklılara göre çok daha korunaklı ve ayrıcalıklı bir konumda bulunan gruptur. Bankalar (kredi karşılığı ipotek alanlar) veya finansal kiralama şirketleri genellikle bu sınıftadır. Konkordato veya iflas ilan edilse bile, rehinli alacaklıların “rüçhan hakkı” (öncelik hakkı) vardır; yani rehinli mal satıldığında para önce onlara ödenir, artan kısım diğerlerine dağıtılır.
Konkordato sürecinde rehinli alacaklıların durumu “Adi Alacaklılar”dan tamamen ayrıdır. Onlar için ayrı bir toplantı yapılır ve ayrı bir oylama (gerekirse) düzenlenir. En önemli fark şudur: Konkordato mühleti içinde rehinli alacaklılar takip yapabilirler (takipler durmaz), ancak muhafaza tedbiri alamaz ve rehinli malı sattıramazlar. Yani “Takip yapabilirsin ama paraya çeviremezsin” kuralı işler. Bu, borçlu şirketin üretim araçlarının (makine, fabrika vb.) elinden alınarak faaliyetinin durmasını engellemek içindir.
Borçlu şirket, konkordato projesinde rehinli alacaklılarla özel olarak anlaşmak zorundadır. Genellikle faiz oranlarında revizyon veya ödeme takviminde değişiklik teklif edilir. Eğer rehinli alacaklılarla anlaşma sağlanamazsa, konkordato süreci başarısız olabilir veya rehinli malların satışı gündeme gelebilir ki bu da şirketin sonu olabilir.
