İlamlı İcra

İlamlı icra, alacaklının elinde mahkeme tarafından verilmiş bir karar (ilam) veya ilam niteliğinde bir belge bulunduğu durumlarda başvurulan, en güçlü ve kesin sonuç doğuran icra takip türüdür. Bir alacak davası, boşanma tazminatı, tahliye kararı veya hakem heyeti kararı gibi yargılamalar sonucunda elde edilen hükmün, borçlu tarafından rızasıyla yerine getirilmemesi durumunda devlet gücüyle zorla yerine getirilmesini sağlar. İlamlı icranın en önemli özelliği, alacağın varlığının ve miktarının bir mahkeme kararıyla ispatlanmış olmasıdır; bu nedenle borçlunun itiraz ederek takibi durdurma imkanı son derece kısıtlıdır.

Süreç, alacaklının ilamı icra dairesine sunmasıyla başlar. İcra dairesi borçluya bir “İcra Emri” gönderir (ilamsız takiplerdeki “ödeme emri”nden farklıdır). Bu emri alan borçlunun, borcu ödemek veya emri yerine getirmek için 7 günlük süresi vardır. Borçlu, borcun olmadığına dair genel bir itirazda bulunamaz; takibi durdurabilmek için ya borcun ödendiğini resmi belgelerle ispatlamalı ya da Yargıtay veya İstinaf aşamasında “Tehiri İcra” (İcranın Geri Bırakılması) kararı getirmelidir. Aksi takdirde haciz işlemleri derhal başlar.

İlamlı icra sadece para alacakları için değil; bir taşınmazın tahliyesi, bir çocuğun teslimi veya bir işin yapılması/yapılmaması gibi konularda da kullanılır. Ticari davalarda, davanın kazanılması tek başına tahsilat anlamına gelmez; tahsilatın fiilen gerçekleşmesi için ilamlı icra prosedürünün doğru ve hızlı işletilmesi gerekir. Türkiye’nin her yerindeki icra dairelerinden başlatılabilmesi (yetki kuralının geniş olması) alacaklı için büyük bir usul kolaylığıdır.