Konkordato Sürecinde Banka Kredileri ve Finansal Yükümlülükler

Konkordato süreci, finansal darboğaza giren şirketler için bir “nefes alma” alanı yaratırken, bu sürecin en büyük muhatapları genellikle bankalar ve finans kuruluşlarıdır. Bir firmanın borç yükünün büyük bir kısmını oluşturan banka kredileri, konkordato ilanıyla birlikte radikal bir dönüşüme uğrar. Bankalar için “donuk alacak” riski başlarken, borçlu firma için faiz yükünden kurtulma ve anapara ödemelerini zamana yayma fırsatı doğar.

 Konkordato İlan Eden Firmanın Banka Borçları Ne Olur?

Mahkeme tarafından geçici mühlet kararı verildiği anda, borçlu firmanın tüm borçları üzerinde hukuki bir “koruma kalkanı” oluşur. Banka borçları açısından bu durum şu sonuçları doğurur:

  • Takiplerin Durması: İİK m. 294 uyarınca, mühlet kararı ile birlikte bankalar borçluya karşı yeni bir icra takibi (ilamlı veya ilamsız) başlatamaz. Başlatılmış olan takipler ise olduğu yerde durur.
  • Bloke Koyma Yasağı: Bankalar, mühlet kararından sonra borçlunun hesaplarındaki paralara, eski borçları gerekçe göstererek bloke koyamaz veya bu tutarları kendi alacaklarına mahsup edemezler. Eğer banka haksız bir bloke işlemi yaparsa, konkordato komiseri veya borçlu vekili aracılığıyla bu blokenin kaldırılması mahkemeden talep edilir.
  • Alacak Kaydı: Bankalar, mühlet ilanından sonra belirtilen süre içerisinde alacaklarını (anapara, işlemiş faiz ve ferileriyle birlikte) konkordato komiserine bildirmek zorundadır. Bildirilmeyen alacaklar, projenin tasdiki aşamasında ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Kredi Taksitleri Durur mu?

Konkordato mühletinin en somut avantajlarından biri, kredi geri ödemelerinin “dondurulmasıdır”.

  • Faiz İşleyişinin Durması: İİK m. 294/3 uyarınca, tasdik edilen konkordato projesinde aksine bir hüküm yoksa, mühlet kararından itibaren rehinle temin edilmemiş (adi) alacaklar için faiz işlemesi durur. Bu, banka kredilerinin faiz yükü altında ezilen firmalar için hayati bir avantajdır.
  • Taksit Ödemeleri: Mühlet süresince borçlu firma, bankaya olan kredi taksitlerini ödemek zorunda değildir. Bu ödemeler, mahkemece onaylanacak olan “Konkordato Projesi”nde belirtilen takvime göre (örneğin 1 yıl ödemesiz, 48 ay taksit gibi) yeniden düzenlenir.
  • Muacceliyetin Etkisi: Kredi sözleşmelerindeki “konkordato ilanı krediyi muaccel kılar” (tüm borcu ödenebilir hale getirir) hükümleri, mühlet süresince işlevsiz kalır. Banka, borcun tamamını bir anda talep edemez.

Rehinli Alacaklı Olarak Bankaların Durumu

Bankalar genellikle verdikleri kredileri gayrimenkul ipoteği veya araç rehni ile teminat altına alırlar. Konkordato hukukunda rehinli alacaklılar, adi alacaklılara göre farklı bir statüdedir:

  • Takip Başlatma Hakkı: Rehinli alacaklılar (bankalar), mühlet süresince borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilirler veya başlamış takiplere devam edebilirler. Ancak, rehinli malın satışı yapılamaz. Yani banka takibi başlatır, kıymet takdiri yaptırır ama mühlet bitene kadar satış aşamasına geçemez (İİK m. 295).
  • Rehinli Alacaklılarla Müzakere: Borçlu, rehinli alacaklılarla (bankalarla) ayrı bir yapılandırma projesi üzerinde anlaşmak zorundadır. Eğer bankaların büyük çoğunluğu (alacak tutarının 2/3’ünü temsil edenler) yapılandırmayı kabul etmezse, rehinli mallar üzerindeki satış yasağı risk altına girebilir.
  • Faiz İstisnası: Adi alacaklıların aksine, rehinli alacaklarda faiz işlemesi durmaz. Ancak bu faiz, sadece rehne konu olan malın değeri nispetinde karşılanır.

 Banka Teminatlarının Akıbeti

Şirketlerin bankalardaki en kritik finansal araçlarından biri de Teminat Mektupları ve Çek Karneleridir.

  • Teminat Mektuplarının Tazmini: Bankalar, konkordato mühleti içerisinde üçüncü kişilere verilmiş teminat mektuplarının nakde çevrilmesini (tazminini) genellikle durduramazlar. Ancak tazmin edilen tutar, banka için yeni bir “konkordato alacağı” haline gelir.
  • Çek Yasağı: Konkordato mühleti alan borçlu, komiser onayı olmadan yeni çek keşide edemez. Mevcut çeklerin ödenmemesi durumunda, mühlet koruması nedeniyle “karşılıksız çek” suç duyurularına karşı bir savunma kalkanı oluşur.
  • Kefaletler: Konkordato mühleti sadece başvuran borçluyu korur. Şirket borçlarına şahsen kefil olan ortaklar veya üçüncü kişiler, bankanın doğrudan icra takibiyle karşılaşabilirler. Bu nedenle ortakların da şahsi konkordato başvurusu yapması sık rastlanan bir stratejidir.

Konkordato Sonrası Kredi Alınabilir mi?

Konkordato mühleti içindeki veya projesi tasdik edilmiş bir firmanın yeni kredi kullanması imkansız olmasa da oldukça zordur:

  1. Risk Grubu: Bankalar, konkordato ilan eden firmaları en yüksek risk kategorisine (genellikle 5. grup – donuk alacak) alırlar. Bu durum, firmanın kredi notunu (KKB) ciddi şekilde düşürür.
  2. Komiser ve Mahkeme İzni: Mühlet içinde yeni bir kredi borcu altına girmek için konkordato komiserinin onayı ve mahkemenin izni şarttır. Mahkeme, bu kredinin şirketin kurtuluşu için zorunlu olduğuna ikna olmalıdır.
  3. Yeni Finansman Modelleri: Bazı durumlarda “Yeni Para” (New Money) kuralı uyarınca, şirketi kurtaracak olan yeni finansman sağlayıcılara, eski alacaklıların önüne geçecek öncelikler tanınabilir; ancak bu Türkiye uygulamasında henüz çok sınırlıdır.

Finansal Yeniden Yapılandırma Alternatifi

Konkordato ağır bir yargısal süreçtir. Şirketler, mahkemeye gitmeden önce bankalarla “Finansal Yeniden Yapılandırma” (FYY) çerçeve anlaşmaları kapsamında masaya oturabilirler.

  • FYY’nin Avantajı: Mahkeme kararı gerektirmez, ticari itibar kaybı daha azdır ve gizlilik içinde yürütülebilir.
  • Konkordato ile Farkı: FYY sadece anlaşmaya katılan bankaları bağlarken, konkordato piyasadaki tüm alacaklıları (tedarikçiler, şahıslar vb.) bağlar.
  • Geçiş Süreci: Bankalarla FYY sürecinde anlaşamayan firmalar, son çare olarak konkordato yoluna başvurarak bankaları mahkeme zoruyla yapılandırmaya dahil ederler.

Avukat ve Finans Uzmanı İşbirliğinin Önemi

Banka borçlarının yönetimi, konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağını belirleyen temel unsurdur. Bankaların karmaşık faiz hesaplamaları, rehin değerlemeleri ve “temlik” oyunlarına karşı hukuki bir set çekmek gerekir.

Uzman bir hukuk bürosu; bankalarla yapılacak müzakereleri yönetir, haksız blokeleri kaldırır ve rehinli alacaklılarla yapılacak anlaşmaların projenin geneliyle uyumlu olmasını sağlar. Unutulmamalıdır ki; bankalar karşısında pasif kalan bir borçlu, konkordato kalkanına rağmen varlıklarını kaybedebilir.