Borca batıklık, bir şirketin veya ticari işletmenin aktiflerinin (mal varlığı, alacaklar, nakit vb.), pasiflerini (borçlarını) karşılamaya yetmemesi durumudur. Teknik bir terim olarak, şirketin tasfiye halinde dahi tüm varlıklarını satsa bile borçlarının tamamını ödeyemeyecek durumda olduğunu ifade eder. Türk Ticaret Kanunu (TTK m. 376) kapsamında sermaye şirketleri için “kırmızı alarm” seviyesidir ve “teknik iflas” olarak da adlandırılır.
Borca batıklık ile ödeme güçlüğü (nakit sıkışıklığı) birbirine karıştırılmamalıdır. Bir şirketin kasasında nakit olmayabilir (ödeme güçlüğü), ancak elinde çok değerli fabrikalar veya gayrimenkuller varsa bu şirket borca batık değildir. Tam tersine, kasasında nakit dönüyor olabilir ama toplam borç yükü mal varlığının çok üzerindeyse şirket borca batıktır. Bu durumun tespiti için mahkeme veya yönetim kurulu tarafından “Ara Bilanço” çıkartılır ve varlıkların hem defter değeri hem de muhtemel satış fiyatları (rayiç değer) ile değerlemesi yapılır.
Borca batıklık tespit edildiğinde, şirket yönetim kurulunun derhal ticaret mahkemesine başvurarak iflasını istemesi veya bir iyileştirme projesi sunarak konkordato talep etmesi kanuni bir zorunluluktur. Eğer yöneticiler bu bildirimi yapmaz ve şirketi borca batık şekilde yüzdürmeye devam ederlerse, alacaklıların uğrayacağı zarardan şahsen ve sınırsız sorumlu tutulurlar. Bu nedenle borca batıklık, şirket yönetimlerinin en çok dikkat etmesi gereken, cezai ve hukuki sorumluluk doğuran kritik bir eşiktir.
