Ekonomik dalgalanmalar veya finansal yönetim hataları nedeniyle şirketlerin başvurduğu konkordato, sadece alacaklı bankaları veya tedarikçileri değil, aynı zamanda o şirketin en önemli yapı taşı olan işçileri de doğrudan etkiler. Bir şirketin konkordato ilan etmesi, işçiler arasında genellikle “Maaşımı alabilecek miyim?”, “Tazminatım yanacak mı?” veya “İşten çıkarılacak mıyım?” gibi büyük endişelere yol açar.
Ancak Türk hukuk sistemi, özellikle İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve İş Kanunu çerçevesinde işçileri “imtiyazlı alacaklı” sıfatıyla koruma altına almıştır. Bu kapsamlı rehberde, konkordato sürecindeki bir firmada çalışanların haklarını, maaş güvencelerini ve izlemeleri gereken hukuki yolları detaylandıracağız.
Konkordato İlan Eden Firmada Çalışanlar Ne Yapmalı?
Şirketin konkordato mühleti aldığına dair ilan yapıldığında işçilerin panik yapmaması ve süreci soğukkanlılıkla takip etmesi gerekir. İlk adımda yapılması gerekenler şunlardır:
- İlanı ve Komiseri Takip Edin: Mahkeme tarafından atanan konkordato komiserinin kim olduğunu öğrenin. İşçi alacaklarının kaydedilmesi ve ödeme planına dahil edilmesi sürecinde muhatabınız büyük oranda komiser olacaktır.
- Alacak Kaydı Yapın: Konkordato mühleti içinde alacaklılara (işçiler dahil) alacaklarını bildirmeleri için ilan yapılır. İşçilerin, birikmiş maaş, fazla mesai ve diğer hak edişlerini bu sürede usulüne uygun şekilde bildirmesi, hak takibi açısından kritiktir.
- Çalışmaya Devam Edin: Konkordato ilanı, iş sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez. İşçi, iş görme borcunu yerine getirmeye devam etmelidir. Aksi takdirde “işe devamsızlık” nedeniyle haklı fesih riskiyle karşılaşabilir.
Maaş Alacakları Güvence Altında mı?
Konkordato hukukunda işçi alacakları, diğer pek çok alacağın önünde yer alan imtiyazlı alacaklar grubundadır.
- İmtiyazlı Sıra: İİK m. 206 uyarınca, işçilerin iş ilişkisine dayanan ve konkordatonun ilanından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil tüm alacakları “birinci sıra” alacaktır.
- Mühlet İçindeki Maaşlar: Konkordato mühleti verildikten sonraki çalışmalar karşılığında doğan maaşlar, kural olarak “masa borcu” (işletme gideri) kabul edilir ve öncelikle ödenmesi gerekir.
- Haciz Yasağı İstisnası: Konkordato mühleti süresince borçluya karşı icra takibi yapılamaz; ancak işçi alacakları bu yasağın istisnasıdır. İşçiler, mühlet kararına rağmen birikmiş alacakları için icra takibi başlatabilir veya başlamış takiplere devam edebilirler (İİK m. 294/1).
Kıdem ve İhbar Tazminatı Hakkı
İşçinin en büyük güvencesi olan tazminat hakları, konkordato sürecinde de korunur:
- Fesih Halinde Tazminat: Eğer işveren konkordato sürecinde işçiyi çıkarırsa veya işçi maaşlarının ödenmemesi gibi nedenlerle “haklı nedenle” istifa ederse, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğar.
- Tasdik Şartı: Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilebilmesi için, imtiyazlı alacaklıların (işçilerin) haklarının tam olarak ödenmesi veya bu ödemenin garanti altına alınması şarttır. Mahkeme, işçi alacakları ödenmeden veya teminata bağlanmadan genellikle projeyi onaylamaz.
İş Sözleşmesinin Devam Etmesi
Konkordato, şirketin yaşamını sürdürmesini amaçlayan bir “rehabilitasyon” sürecidir. Bu nedenle:
- Sözleşmelerin Feshi: Borçlu işveren, konkordato mühleti içerisinde işletmenin devamı için gerekli olmayan sözleşmeleri komiserin onayıyla feshedebilir. Ancak iş sözleşmeleri için İş Kanunu’ndaki geçerli/haklı fesih nedenleri aranmaya devam eder.
- İşçinin Fesih Hakkı: Eğer maaşlar konkordato mühletine rağmen ödenmiyorsa, işçi İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedip tazminatlarını talep edebilir.
SGK Primlerinin Akıbeti
İşçinin gelecekteki emeklilik haklarını etkileyen SGK primleri de konkordato sürecinden etkilenir. İşveren, mühlet süresince cari ay primlerini ödemekle yükümlüdür. Geçmişe dönük prim borçları ise konkordato projesi kapsamında yapılandırılabilir. Ancak primlerin ödenmemesi, işçinin sağlık hizmetlerinden yararlanmasına engel teşkil etmez; zira mevzuat uyarınca işçinin priminin tahakkuk etmesi (bildirilmesi) hizmetten yararlanmak için yeterlidir.
ÜCRET GARANTİ FONU’na Başvuru
Konkordato sürecinde işçinin en somut ve hızlı güvencesi Ücret Garanti Fonu (ÜGF)’dur. İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında oluşturulan bu fon, işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü durumlarda devreye girer.
- Başvuru Şartları: İşverenin konkordato ilan etmesi, ücret garanti fonundan yararlanmak için yeterli bir nedendir.
- Kapsam: İşçinin ödenmeyen son 3 aylık temel ücreti (net maaşı) fon tarafından karşılanır. Fazla mesai, AGİ veya primler fon kapsamında değildir.
- Başvuru Yeri: İşçiler, işyerinin bağlı bulunduğu İŞKUR birimine şahsen veya e-Devlet üzerinden başvurmalıdır.
- Gerekli Belgeler: Konkordato mühlet kararı, işçi alacak belgesi (komiser onaylı) ve başvuru formu gereklidir.
Avukat Yardımı
Konkordato süreci çok katmanlı bir süreçtir ve işçiler genellikle “büyük alacaklılar” arasında seslerini duyurmakta zorlanabilirler. Profesyonel bir avukat desteği şu noktalarda hayati önem taşır:
- Alacak Bildiriminin Doğruluğu: Alacağın sadece ana para olarak değil; işlemiş faizi, kıdem tazminatı tavan hesaplaması ve yan haklarla birlikte eksiksiz bildirilmesi.
- Komiser ve Mahkeme ile İletişim: Proje tasdik duruşmalarında işçi haklarının ihlal edilip edilmediğinin denetlenmesi ve gerekirse itiraz edilmesi.
- İŞKUR Süreçleri: Ücret Garanti Fonu başvurularında bürokratik engellerin aşılması ve belgelerin hukuki denetimi.
- İcra Takibi: Haciz yasağının istisnası olan işçi alacağı takibinin, diğer alacaklılardan önce ve etkili bir şekilde başlatılması.
Sonuç olarak; bir şirketin konkordato ilan etmesi işçinin haklarını kaybetmesi anlamına gelmez. Aksine, kanun işçiyi bu süreçte en ön sıraya yerleştirmiştir. Ancak bu hakların “kendiliğinden” ödeneceğini beklemek yerine, yasal süreler içinde aktif bir takip yapmak, İŞKUR imkanlarını zorlamak ve gerekirse mahkeme sürecine müdahil olmak gerekir. Şirket kurtarılmaya çalışılırken, alın teri ile çalışan emekçinin haklarının bu sürece kurban edilmemesi ancak bilinçli bir hukuki mücadele ile mümkündür.
