Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Olarak Zorunlu Arabuluculuk

TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK HÜKMÜNÜN ANALİZİ

Modern hukuk sistemimizde yargılama süreçlerinin hızlandırılması, taraflar arasındaki ticari ilişkilerin korunması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) eklenen 5/A maddesi uyarınca, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk bir “dava şartı” haline getirilmiştir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenleme, Türk hukukunda devrim niteliğinde bir değişim yaratarak uyuşmazlıkların çözümünü mahkeme salonlarından müzakere masalarına taşımıştır.

Arabuluculuk, tarafsız bir üçüncü kişinin rehberliğinde yürütülen bir çözüm süreci olup, ticari davalarda “dava şartı” olması demek; bu sürece başvurmadan doğrudan dava açılması durumunda davanın usulden reddedilmesi demektir. Bu rehberde, uyuşmazlığın hangi şartlarda arabuluculuğa tabi olduğu, sürecin nasıl yönetildiği, teknik detaylar ve stratejik hukuki sonuçlar en ince ayrıntısına kadar detaylandırılmıştır.

1) Uyuşmazlığın konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin midir?

Ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı (zorunlu) olabilmesi için ilk ve en temel kriter, uyuşmazlığın konusudur. TTK m. 5/A çerçevesinde bir uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olması için belirli şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekir:

  • Parasal bir talep içermelidir: Kanun metni açıkça “bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri” ifadesini kullanmaktadır. Bu durum, uyuşmazlığın özünde ekonomik bir değerin transferi veya malvarlığındaki bir eksilmenin giderilmesi amacının bulunmasını gerektirir. Örneğin, ödenmemiş bir fatura bedeli, bir sözleşmenin ihlali nedeniyle doğan kâr mahrumiyeti veya ticari bir haksız fiil sonucu oluşan maddi hasarlar bu kapsamın en tipik örnekleridir.
  • Menfi Tespit Davalarında Güncel Durum: Geçmişte menfi tespit davalarının (borçlu olunmadığının tespiti davası) arabuluculuğa tabi olup olmadığı büyük bir tartışma konusuydu. Ancak 7445 sayılı Kanun (Halk arasındaki adıyla 7. Yargı Paketi) ile yapılan son düzenlemeler ve Yargıtay’ın güncel kararlarıyla, artık menfi tespit davalarının da bir para borcuna ilişkin olması kaydıyla dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu kanuni bir netliğe kavuşmuştur.
  • İstisnalar: Tespit davaları (borcun varlığı veya yokluğunun sadece tespiti) veya paraya tahvil edilemeyen talepler (örneğin; ticari defterlerin iadesi, marka tecavüzünün durdurulması gibi) doğrudan dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. Ancak bu talepler alacak talebiyle birlikte açılıyorsa süreç karmaşıklaşır.

2) Uyuşmazlığın konusu 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde sayılan ticari davaların konusuna girmekte midir?

Bir davanın “ticari dava” olarak nitelendirilmesi için TTK’nın 4. maddesindeki kriterlere bakılır. Bu madde uyarınca iki ana tür ticari dava mevcuttur:

Mutlak Ticari Davalar

Tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, kanun gereği ticari sayılan davalardır. Bunlar:

  • Kıymetli Evrak Hukuku: Çek, bono ve poliçeye dayalı her türlü alacak ve tazminat davası.
  • Fikri Mülkiyet: Marka, patent, faydalı model ve endüstriyel tasarımlardan doğan maddi ve manevi tazminat talepleri.
  • Banka ve Finans: Bankacılık mevzuatından kaynaklanan mevduat, kredi ve teminat uyuşmazlıkları.
  • Deniz Ticareti ve Taşıma: Navlun sözleşmeleri, gemi ipotekleri ve kurtarma faaliyetleri.

Nisbi Ticari Davalar

Burada uyuşmazlığın tarafları ve uyuşmazlığın niteliği önem kazanır. Bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için;

  1. Her iki tarafın da “tacir” sıfatına sahip olması: Hem davacı hem de davalı ticaret siciline kayıtlı olmalıdır.
  2. Uyuşmazlığın her iki tarafın da “ticari işletmesiyle” ilgili olması: İşlemin tarafların şahsi ihtiyaçları için değil, ticari faaliyetleri kapsamında yapılmış olması şarttır.

3) Uyuşmazlığın konusu 6102 sayılı TTK dışındaki kanunlarda belirtilen ticari davaların konusuna girmekte midir?

Ticari uyuşmazlıklar sadece Türk Ticaret Kanunu ile sınırlı değildir. Birçok özel kanun, belirli uyuşmazlık türlerinin “ticari dava” olarak Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğini belirtmiştir. Bu özel düzenlemelerden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de dava şartı arabuluculuk kapsamındadır:

  • İcra ve İflas Kanunu (İİK): İtirazın iptali davaları. Eğer temel ilişki ticari bir işe dayanıyorsa (fatura, ticari sözleşme vb.), dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmelidir.
  • Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu: Leasing taksitlerinin tahsili veya faktoring işlemlerinden doğan alacak talepleri.
  • Kooperatifler Kanunu: Kooperatif ortağı ile kooperatif tüzel kişiliği arasındaki parasal uyuşmazlıklar.
  • Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK): Marka tecavüzü nedeniyle doğan zararın tazmini.

DAVA ŞARTI ARABULUCULUK KAPSAMINA GİREN TTK’NIN 4. MADDESİNDE BELİRTİLEN TİCARİ DAVALAR

TTK’nın 4. maddesi, hangi davaların ticari dava sayılacağını tek tek listelemiştir. Alacak ve tazminat talepli olması kaydıyla, aşağıdaki başlıklar zorunlu arabuluculuk kapsamındadır:

  • Ticari İşletme ve Tacirler: Ticari işletmenin devri, rehni, acentelik sözleşmeleri ve tacirler arasındaki haksız rekabet davaları.
  • Kıymetli Evrak Hukuku: Çek, bono (senet) ve poliçeden kaynaklanan alacak davaları. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplere karşı açılan tazminat davaları bu kapsamda en sık karşılaşılan türdür.
  • Taşıma İşleri: Deniz, hava ve kara taşımacılığından doğan navlun alacakları, emtianın hasara uğraması veya gecikmeli teslim tazminatı.
  • Deniz Ticareti: Gemi mülkiyeti, çatma, kurtarma ve yardım faaliyetlerinden doğan yüksek tutarlı tazminat talepleri.
  • Sigorta Hukuku: Sigorta poliçelerinden (kasko, trafik, nakliyat vb.) kaynaklanan rücuen tazminat veya doğrudan tazminat alacakları. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurularında dahi arabuluculuk süreci irdelenmektedir.
  • Şirketler Hukuku: Anonim veya Limited şirketlerde ortaklıktan çıkarma payı bedelinin tahsili, kâr payı alacağı veya yöneticilerin sorumluluğuna dayalı tazminat davaları.

DAVA ŞARTI ARABULUCULUK KAPSAMINA GİREN DİĞER KANUNLARDA BELİRTİLEN TİCARİ DAVALAR

Sadece TTK değil, diğer kanunlarda yer alan “ticari dava” niteliğindeki parasal talepler de bu kapsamdadır. Bunların en önemlileri şunlardır:

  • Bankacılık Kanunu: Ticari kredi sözleşmelerinden kaynaklanan ana para ve faiz alacakları.
  • Sınai Mülkiyet Kanunu: Marka veya patent tecavüzü nedeniyle oluşan yoksun kalınan kârın tazmini.
  • Türk Borçlar Kanunu’ndaki Özel Hükümler: Yayım sözleşmesi, kredi mektubu ve kredi emri gibi ticari nitelikli borç ilişkileri.

TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK SÜRECİ

Arabuluculuk süreci, tarafsız ve bağımsız bir arabulucunun katılımıyla yürütülür. Ticari davalarda bu süreç 6 hafta içinde tamamlanmak zorundadır. Uzatma hallerinde bu süre toplam 8 haftayı geçemez.

A-ARABULUCUYA BAŞVURU VE ARABULUCUNUN GÖREVLENDİRİLMESİ

Sürecin başlatılması için üç ana yöntem bulunmaktadır:

  1. Tarafların seçecekleri bir arabulucu konusunda anlaşması: Özellikle teknik konularda uzman bir arabulucu seçilmesi sürecin verimini artırır.
  2. Taraflardan birinin seçeceği arabulucuyu diğer tarafın/tarafların kabul etmesi: Diyalog kanallarının açık olduğu durumlarda tercih edilir.
  3. Taraflardan birinin adliyedeki arabuluculuk bürosuna başvurması: En yaygın yöntemdir. Başvuru ücretsizdir ve UYAP üzerinden otomatik atama yapılır.

B-ARABULUCULUK SÜRECİNİN YÜRÜTÜLMESİ

Görevlendirilen arabulucu taraflara ulaşarak süreci anlatır ve toplantı tarihini belirler. Süreç tamamen gizlidir. Toplantılara şirket yetkilileri veya vekaletnamesinde özel yetki bulunan avukatlar katılabilir. Müzakereler sırasında taraflar tekliflerini sunar, arabulucu ise ortak bir çözüm yolu bulmak için “mekik diplomasisi” yürütür.

C-ARABULUCULUK FAALİYETİNİN SONUÇLANMASI

Süreç iki şekilde sonuçlanabilir:

  • Anlaşma Durumu: Taraflar uzlaşırsa bir “Anlaşma Belgesi” düzenlenir. Bu belge, icra edilebilirlik şerhi alındığında mahkeme ilamı (kararı) gücündedir. Aynı konuda tekrar dava açılamaz.
  • Anlaşamama Durumu: Uzlaşma sağlanamazsa arabulucu bir “Son Tutanak” düzenler. Bu tutanak, dava açılabilmesi için mahkemeye sunulması gereken zorunlu belgedir.

Arabuluculuğun Ticari İşletmeler İçin Avantajları, SSS ve Hukuki Destek

  • Hız: Yıllarca sürecek mahkemeler yerine haftalar içinde çözüm sağlar.
  • Gizlilik: Şirketin ticari itibarı ve finansal verileri korunur.
  • Maliyet: Yüksek harçlardan ve bilirkişi giderlerinden tasarruf edilir.
  • İlişkilerin Devamı: “Kazan-kazan” odaklı olduğu için ticari iş ortaklıkları bozulmaz.

Soru: Katılmazsam ne olur? Geçerli bir mazeret göstermeksizin katılmayan taraf, dava sonunda haklı çıksa bile yargılama giderlerini öder. Soru: Ücreti kim öder? Anlaşma olursa taraflar eşit öder. Anlaşamama durumunda ilk 2 saati Bakanlık karşılar.

Sonuç: Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk, stratejik bir adımdır. Masada yapılacak bir hata büyük hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin uzman bir ticaret hukuku avukatı ile takip edilmesi elzemdir.

İlgili İçerikler