Türk ekonomisinin temelini oluşturan ticari ilişkilerin düzenlenmesi ve bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıkların çözümü, özel bir uzmanlık ve ihtisaslaşma gerektirir. Bu kritik görevi, Türk Yargı Teşkilatı içinde özel bir yere sahip olan Asliye Ticaret Mahkemeleri (ATM) üstlenmektedir. Bir davanın hızla sonuçlanması, usul ekonomisinin sağlanması ve hak kayıplarının önlenmesi için, ATM’nin görev alanının, yani hangi davalara bakmakla yükümlü olduğunun doğru tespiti hayati önem taşır.
Bu detaylı hukuki inceleme, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin tanımını, görevlerinin kapsamını, diğer mahkemelerle olan görev ayrımını, Yargıtay içtihatlarıyla kesinleşen uygulama örneklerini ve kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yollarını aydınlatmaktadır.
Ticaret Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?
Ticaret Mahkemesi, kanunla özel olarak görevlendirildiği ticari davalara bakar. Ticari davalar, TTK m. 5’e göre iki ana kategoriye ayrılır ve her iki tür dava da ATM’nin görevine girer:
- Mutlak Ticari Davalar: Konusu itibarıyla ticari olan ve tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari sayılan davalardır (örneğin şirketler hukuku, kıymetli evrak hukuku, sigorta hukuku davaları).
- Nispi Ticari Davalar: Tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması şartıyla ticari sayılan davalardır (TTK m. 19/1 karinesi).
Bu mahkemelerin görev alanı, uyuşmazlığın ko
Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevi Nedir?
ATM’nin temel görevi, TTK ve diğer özel kanunlarda açıkça düzenlenen mutlak ticari davalar ile nispi ticari davalara bakmak ve bu uyuşmazlıkları çözümlemektir. ATM’nin varlık nedeni, ticari hayatın gerektirdiği hız, güvenilirlik ve uzmanlığı yargı süreçlerine yansıtmaktır.
ATM, aynı zamanda, iflas ve konkordato gibi ticari işletmelerin varlığını doğrudan etkileyen önemli hukuki süreçleri yönetmekle de görevlidir.
Asliye Ticaret Mahkemesi Nedir?
Asliye Ticaret Mahkemesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri uyarınca, ticari davalara bakmak üzere kurulmuş olan ve yüksek bir ihtisas gerektiren yargı mercileridir. Bu mahkemeler, ticari uyuşmazlıkları çözmekle yetkili özel mahkemeler olup, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinden (AHM) kesin bir çizgiyle ayrılır.
ATM’ler, genellikle tek hâkimli olarak çalışır. Ancak, HMK m. 4/2 hükmü uyarınca, kanunlarda aksi belirtilmedikçe, belli bir parasal sınırın üzerindeki davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinde, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından belirlenen yerlerde heyet halinde (bir başkan ve iki üye ile) görev yaparlar. Bu durum, ticari davaların karmaşıklığına ve yüksek parasal değerine atfedilen önemin bir göstergesidir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?
ATM’nin görevleri, yalnızca yukarıda sayılan dava türleri ile sınırlı değildir. Aynı zamanda, ticari hayatın düzenlenmesine yönelik önemli işlevleri de yerine getirir:
- Yargılama Faaliyeti: Mutlak ve nispi ticari davalara bakmak ve nihai karar vermek.
- Ticari İşlemlerin Hukuki Denetimi: Şirketlerin genel kurul kararlarının hukuka uygunluğunu denetlemek (iptal davaları), şirketlerin birleşme/bölünme/tür değiştirme süreçlerine ilişkin itirazları incelemek.
- İflas ve Konkordato Süreçleri: İflas ve Konkordato taleplerini karara bağlamak, Konkordato Komiseri atamak ve projenin tasdikini gerçekleştirmek.
- Delil Tespiti ve İhtiyati Haciz: Ticari ilişkilerden doğan ihtilaflarda delil tespiti yapmak ve ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir kararları vermek.
- Ticari İşletmenin Yönetimi: İstisnai hallerde (yönetim boşluğu veya anlaşmazlık) ticari işletmeye kayyım atamak gibi idari görevleri yerine getirmek.
Asliye Ticaret Mahkemesi Hangi Davalara Bakmakla Görevlidir?
ATM’nin görev alanı, HMK m. 4 ve TTK m. 5’te ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. ATM, esas olarak ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticari davalar, hukuki nitelikleri itibarıyla iki ana kategoriye ayrılır ve her iki tür dava da ATM’nin görevine girer:
A. Mutlak Ticari Davalar (Konusu İtibarıyla Ticari Olan Davalar)
Bu davalar, uyuşmazlığın taraflarının tacir olup olmadığına veya işin ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, konusu itibarıyla ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır (TTK m. 5/1).
Mutlak ticari davalar, doğrudan doğruya Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) çeşitli kitaplarında düzenlenmiş olan hukuki konuları kapsar:
- Ticari İşletme Hukuku Davaları: Ticari işletmenin devri, rehni, haksız rekabet hükümleri (TTK m. 54 vd.), ticari defterlerin ibrazı ve delil olma hükümlerinden doğan davalar.
- Şirketler Hukuku Davaları: Anonim şirket, limited şirket, kooperatifler, komandit şirketler ve kollektif şirketler ile ilgili ortaklık payı, ortaklıktan çıkarma, genel kurul kararlarının iptali, sermaye artırımı/azaltımı, birleşme, bölünme, tür değiştirme, tasfiye ve fesih gibi tüm davalar. Bu davalarda davanın hukuki dayanağı bizzat TTK’dır.
- Kıymetli Evrak Hukuku Davaları: Çek, bono (poliçe), emre yazılı senetler ve diğer kıymetli evrakın zayi, iptal, rücu davaları, keşideci, ciranta ve hamil arasındaki alacak uyuşmazlıkları.
- Taşıma İşleri Hukuku Davaları: Karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu ile yapılan eşya ve yolcu taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan zıya, hasar, gecikme ve navlun ücreti gibi uyuşmazlıklar.
- Deniz Ticareti Hukuku Davaları: Gemi, donatan, navlun, gemi ipoteği, çatma gibi deniz ticaretine özgü uyuşmazlıklar (TTK 4. Kitap).
- Sigorta Hukuku Davaları: TTK’nın 6. Kitabında yer alan sigorta hükümlerinden (mal, can, sorumluluk sigortaları) doğan davalar, Sigorta Sözleşmesinden Doğan Davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülür kuralı gereğince ATM’nin görevidir. (Tüketici sıfatının olmadığı durumlar hariç).
- Fikri Mülkiyet Hukuku Davaları: 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK, Patent Kanunu vb. özel kanunlarda düzenlenen marka, patent, endüstriyel tasarım davaları, bu alanda ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde mutlak ticari dava olarak ATM’de görülür.
B. Nispi Ticari Davalar (Tarafların Sıfatından Doğan Davalar)
Bu davalar, konusu itibarıyla TTK’da düzenlenmemiş olsa bile, tarafların tacir olması ve işin ticari işletmeyle bağlantısı nedeniyle ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır (TTK m. 5/1).
Nispi ticari dava için temel kural: Uyuşmazlık konusu işin, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması şartıyla açılan davalar ticari davadır. Örneğin, iki tacir arasındaki kira, satış veya hizmet sözleşmesi.
Tek Taraflı Ticari İş Durumu: TTK m. 5/2’ye göre, uyuşmazlık, taraflardan yalnızca biri için ticari iş sayılsa bile, ticari dava sayılır. Ancak bu durumda, tacir olmayan taraf, davasını isterse genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açabilir (HMK m. 4/2). Buna karşın, tacir olan taraf, tacir olmayana karşı dava açacaksa, zorunlu olarak Asliye Ticaret Mahkemesi‘nde dava açmak durumundadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin Kararına Karşı İstinaf ve Temyiz Başvurusu
ATM tarafından verilen nihai kararların hukuki denetimi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde İstinaf ve Temyiz yolları ile sağlanır.
İstinaf Başvurusu
- Başvuru Süresi ve Mercii: ATM tarafından verilen nihai kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstinaf yoluna başvurulabilir (HMK m. 341). Başvuru, kararı veren mahkemeye bir dilekçe ile yapılır.
- İnceleme Mercii: İstinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ilgili Ticaret Dairesi tarafından incelenir. BAM, İstinaf incelemesinde hem olayın maddi vakıalarını (esastan) hem de hukuka uygunluğunu denetler.
- İstinaf Sınırı: HMK m. 341/2 uyarınca, her yıl belirlenen parasal sınırın altında kalan kararlar için İstinaf yolu kapalıdır. Bu sınırın altında kalan ticari davalar kesinleşir. Bu sınır, ATM’nin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar için uygulanır.
Temyiz Başvurusu
- Başvuru Süresi ve Mercii: BAM Ticaret Dairesi tarafından verilen kararlara karşı (kanunda öngörülen hallerde), kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Temyiz yoluna başvurulur (HMK m. 361). Temyiz incelemesi Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılır.
- İnceleme Kapsamı: Temyiz, İstinafın aksine, yalnızca hukuka aykırılık (maddi vakıaların tespiti değil, hukuki kuralların doğru uygulanıp uygulanmadığı) yönünden inceleme yapar.
- Temyiz Sınırı: HMK m. 362 uyarınca, BAM kararlarına karşı Temyiz yoluna gidilebilmesi için, davanın konusunun veya alacağın değerinin, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından ilan edilen daha yüksek bir parasal sınırın üzerinde olması şarttır. Bu sınırın altında kalan BAM kararları kesinleşir.
ATM tarafından verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma kararlarına karşı kural olarak İstinaf yolu açıktır, ancak Temyiz yolu kapalıdır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevsizlik Kararı
Bir davanın yanlış yargı yerinde açılması, yani davanın ATM’nin görev alanına girmemesi durumunda, ATM davanın esasına girmeden görevsizlik kararı verir.
- Kararın Verilmesi: ATM, bir davanın kendi görev alanına girmediğini tespit ettiğinde, yargılama aşamasının herhangi bir noktasında (genellikle ilk itirazlar veya ön inceleme aşamasında) re’sen (kendiliğinden) görevsizlik kararı vermelidir.
- Süresi ve Sonuçları: Görevsizlik kararı verilen davada, dosyanın görevli mahkemeye (örneğin AHM veya Tüketici Mahkemesi) gönderilmesi için kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde talepte bulunulması gerekir (HMK m. 20).
- Hak Kaybı Riski: İki haftalık kesin süre içinde görevli mahkemede başvurulmaması halinde, dava açılmamış sayılır. Bu durum, davacının yeniden dava açmak zorunda kalmasına, sürelere bağlı haklarını kaybetmesine (örneğin zamanaşımı) ve usul ekonomisine aykırı ciddi maliyetlere neden olur. Bu süreç, hukuki takibin hassasiyetini göstermektedir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevi Yargıtay Kararları
Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevi, sadece bir yargısal yetki meselesi değil, aynı zamanda ticari hayatın özel ihtiyaçlarına cevap verme gerekliliğidir. ATM’de görülen ticari davalarda, TTK’ya özgü hükümler (örneğin faiz oranı, ticari defterlerin delil niteliği, haksız rekabet hükümleri) uygulanır.
Bir ticari uyuşmazlığın çözümünde uzmanlaşmış mahkemede görülmesi, davanın kısa sürede ve doğru hukuki dayanaklarla çözülmesini sağlayarak, ticari riskleri minimize eder. Bu nedenle, tacirler ve ticari işletmeler için, hukuki süreçlerin başlatılması aşamasında bir uzmandan destek almak, görevli mahkemenin doğru tespiti açısından büyük önem taşır.
Ticari Davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülür
Türk Hukukunda temel ilke, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, ticari işlerden doğan tüm uyuşmazlıkların Asliye Ticaret Mahkemesi‘nde görülmesidir. Bu kural, TTK m. 5’te açıkça belirtilmiş olup, ticari yargının zorunlu ihtisaslaşma esasına dayanmasının bir sonucudur. Ticari davaların ATM’de görülmesi, hukuki süreçlerin tek elden ve uzmanlar tarafından yürütülmesini garanti eder.
Sigorta Sözleşmesinden Doğan Davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülür
Türk Ticaret Kanunu m. 5/1-a hükmü uyarınca, sigorta sözleşmesinden doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın (tüketici işlemi olmadığı sürece), mutlak ticari dava sayılır. Bu nedenle, Karayolu Taşıma Sigortaları, Kasko, Yangın Sigortası ve Nakliyat Sigortası gibi poliçelerden kaynaklanan alacak, tazminat ve rücu davaları, kesin olarak Asliye Ticaret Mahkemesi‘nin görev alanındadır.
Trafik Kazası Hasar Bedelinin Tazmini Davası – Görevli Asliye Ticaret Mahkemesi
Trafik kazası sonucu meydana gelen maddi hasar veya bedensel zararların tazmini talebiyle sigorta şirketine karşı açılan davalar, yukarıda belirtilen sigorta sözleşmesinden doğan dava niteliğindedir. Bu tür davalar, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesinden kaynaklandığı için, TTK hükümleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Ancak, dava sigorta şirketine değil de doğrudan kazaya sebebiyet veren tüketici sıfatını taşıyan sürücüye karşı açılmışsa, bu durumda görevli mahkeme değişebilir (ya AHM ya da Tüketici Mahkemesi).
Faturaya Dayalı KDV Alacağı Davasına Asliye Ticaret Mahkemesi Bakmalıdır
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin bir sonucu olarak düzenlenen faturadan (TTK m. 21/2) kaynaklanan alacak veya alacağın bir parçası olan KDV bedelinin ödenmesine yönelik davalar, genellikle nispi ticari dava niteliğindedir. Eğer uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir ise ve iş her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse, Asliye Ticaret Mahkemesi kesin olarak görevlidir. Fatura, ticari defterlerle yakından ilişkili olduğu için, ticari davaların merkezi olan ATM’de görülmesi hukuki bütünlüğü sağlar.
Asliye Ticaret Mahkemesi İle Tüketici Mahkemesi Görev Ayrımı
ATM’nin görev alanının belirlenmesindeki en kritik ayrım, Tüketici Mahkemeleri ile olan sınırdır.
- Özel Kanun Önceliği: Bir uyuşmazlık hem TTK anlamında ticari dava hem de 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) anlamında tüketici işlemi niteliğinde ise, TKHK özel kanun olduğu için Tüketici Mahkemesi görevlidir.
- Tüketici İşlemi Tanımı: Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Sigorta sözleşmeleri, bankacılık hizmetleri, abonelik sözleşmeleri gibi konularda, eğer hizmeti alan taraf ticari işletme değil de bireysel tüketici ise, dava Tüketici Mahkemesi’nde açılmalıdır.
Kaçak Elektrik – Ticari İşletme – Görevli Asliye Ticaret Mahkemesi
Elektrik dağıtım şirketleri (tacir) ile kaçak elektrik kullandığı iddia edilen ticari işletme (tacir) arasındaki alacak ve tazminat davaları, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğundan, nispi ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle, bu tür uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Ancak, kaçak elektrik kullanan tarafın sadece mesken abonesi olması durumunda, bu uyuşmazlık ticari dava niteliğini kaybeder ve AHM veya Tüketici Mahkemesi görevli olabilir.
Ticari İşletmeyle İlgisiz Sözleşme – Görevli Asliye Hukuk Mahkemesi
TTK m. 19/1’de yer alan karineye rağmen, bir tacirin yaptığı işin, ticari işletmesiyle ilgili sayılmadığı durumlar mevcuttur. Örneğin, bir tacirin kendi özel konutu için mobilya alması veya şahsi tatil amacıyla yaptığı kira sözleşmesi gibi işlemler, ticari işletme faaliyetiyle ilgili değildir. Bu tür uyuşmazlıklar ticari dava niteliği taşımaz ve genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi (AHM) görevlidir.
Acentelik Sözleşmesi – Görevli Asliye Ticaret Mahkemesi
Acentelik Sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun bizzat 8. Kitabında (Ticari İşletme Hukuku) özel olarak düzenlenen bir hukuki kurumdur (TTK m. 102 vd.). Kanunen mutlak ticari dava olarak belirlendiği için, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan tüm alacak, tazminat ve fesih davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi‘nin kesin görev alanındadır.
Ticari İşlerde Asliye Ticaret Mahkemesi Görevlidir
Bu başlık, bir önceki genel kuralı pekiştirir. TTK m. 3 uyarınca ticari iş sayılan her türlü fiil ve işlemden doğan davalar, mutlak veya nispi ticari dava şartlarını taşıyorsa, Asliye Ticaret Mahkemesi‘nin görevine girer. Bu kural, ticari mevzuatın uzmanlık gerektiren doğasının ve ticari ilişkilerin hızlı çözüm ihtiyacının bir yansımasıdır.
Şirket Hissesi Devri – Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevi
ATM’nin Görevi: Anonim şirket (A.Ş.) veya Limited şirket (L.Ş.) paylarının devrine ilişkin uyuşmazlıklar, kural olarak Şirketler Hukuku kapsamında değerlendirilir. Şirket esas sözleşmesi, pay defteri, rüçhan hakları, devir yasağı ve TTK hükümlerinden kaynaklanan tüm ihtilaflar mutlak ticari dava niteliğinde olup, Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
AHM’nin İstisnai Görevi: İki gerçek kişi arasında, TTK hükümlerine dayanmayan, sadece pay satışından doğan basit bir alacak veya tazminat davası (sözleşmenin ifası değil, sadece kişisel tazminat talebi) söz konusu ise, istisnai olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olabilir. Ancak uygulamada, bu tür uyuşmazlıklar genellikle şirketin kurumsal yapısını etkilediği için ATM’de görülmektedir.
Asliye Hukuk Mahkemesi ve Asliye Ticaret Mahkemesi Görev Ayrımı
Türk yargı sisteminde Asliye Ticaret Mahkemesi (ATM) ve Asliye Hukuk Mahkemesi (AHM) arasındaki görev ayrımı, uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığına göre belirlenen katı bir kurala dayanır. ATM, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında, konusu itibarıyla ticari sayılan (mutlak ticari davalar, örneğin şirketler hukuku, kıymetli evrak) veya tarafların tacir olması ve işin her iki işletmeyi de ilgilendirmesi şartıyla ticari sayılan (nispi ticari davalar) tüm uyuşmazlıklara bakmakla görevli ihtisas mahkemesidir. Buna karşılık, AHM ise, özel kanunlarla (TTK, TKHK, İş Kanunu vb.) başka bir mahkemenin görevine girmeyen tüm çekişmeli hukuki davalara bakan genel görevli mahkemedir. Bir uyuşmazlık, taraflar tacir olsa dahi, eğer tacirin ticari işletmesiyle ilgili değilse (örneğin, bir tacirin kendi özel konutu için yaptığı kira sözleşmesi veya şahsi miras davası), ticari dava sayılmaz ve genel görevli mahkeme olan AHM’de görülür. Dolayısıyla, ayrımın anahtarı, TTK’nın belirlediği kapsamdaki mutlak ticari konular ve ticari işletmeyi ilgilendiren tacir sıfatına bağlı işlemlerdir. Uyuşmazlık bu kapsamın dışına düştüğünde, yani ticari niteliği sona erdiğinde, görev AHM’ye geçer.





